Ferman Baba Web Sitesi



Alıştım

Dolaştım gurbetin bunca yolunu
Yollar bana ben yollara alıştım
Hiç hakir görmedim Allah kulunu
Kullar bana ben kullara alıştım

Yoksulluktur elim kolum bağlayan
Hasretliktir ciğerimi dağlayan
Akıp akıp gözlerimden çağlayan
Seller bana ben sellere alıştım

Gurbet elde yağlı çörek yiyemem
Kutnu kumaş esvaplarım giyemem
Dil ucuyla ben rahatım diyemem
Diller bana ben dillere alıştım

Kuru soğan olsun ekmeğim aşım
Dertlerden kurtulsun çileli başım
Ferman Baba eller  benim yoldaşım
Eller bana ben ellere alıştım
 


Ağ Gelin

Yol üstü uğradım ben bir geline
Dedim neden akar terin ağ gelin
Nazar ettim ince kemer beline
Dedim çık meydana görün ağ gelin

Gel gelin seninle yiyip içelim
Konup konup yaylalara göçelim
Aşk uğruna candan serden geçelim
Dedim cennet olsun yerin ağ gelin

Gönül aşk yükünü çeker götürür
Seni saran yiğit aklın yitirir
Döner döner yolun suya getirir
Dedim suyun sonu derin ağ gelin

Çiğdem çiçek bitsin gezdiğin yerde
Seni seven yiğit kim bilir nerde
Bu Ferman Baba’yı düşürdün derde
Dedim bini değer birin ağ gelin
 


Uyandım Gözümü

Uyandım gözümü açtım
Gözlerim mahmur bakıyor
Susamıştım bir su içtim
Suyumuz yarpuz kokuyor

Kalkıp hanıma varayım
Saat kaç onu sorayım
Birde gördüm ne göreyim
Hanım çamaşır yıkıyor

Yekinip aptestim alsam
Gönlümce namazım kılsam
Sonra işi elde bulsam
Zaman durmadan akıyor

Hanım dedi vakit kuşluk
Kuşluğun önüyse boşluk
İş gören bu gönül hoşluk
Güneş dağları yakıyor

Ferman Baba gör halini
Yoğur iş denen balını
Güneşe vermiş dalını
Hanıma türkü okuyor
 


Dağa Saldılar

Bağım bostanım kururken
Selimi dağa saldılar
Ağzımda sözüm yürürken
Dilimi dağa saldılar

Yanımda duran hekimdir
Sözümü dinleyen kimdir
Gönül sevdadan yetimdir
Gülümü dağa saldılar

Gah gündüz gahi geceydim
Dilde söylenen heceydim
Ben bu dağlardan yüceydim
Yelimi dağa saldılar

Özümü dertle dağlarken
Sözümü sözle sağlarken
Mendilim alıp ağlarken
Halımı dağa saldılar

Ferman Baba nedir halın
Rüzgara tutulmuş dalın
Bir türlü çıkmıyor falın
Yolumu dağa saldılar
 


Bugün

Vay benim belalı başım
Neler oldu sana bugün
Yok mu senin başka işin
Zulmedersin bana bugün

Yürüsem yollara çıksam
Irmaklarla birlik aksam
Güzeller şehrine baksam
Konuk olsam hana bugün

Havalanma gönül kuşu
Aşılmaz zalim yokuşu
Yürekte aşkın ateşi
Gider yana yana bugün

Yürüdüm pınar başına
Oturdum binek taşına
Su aldım sürdüm döşüme
İçtim kana kana bugün

Ferman Baba neye daldı
Ne aradı neyi buldu
Görün beni benden aldı
Yine Behlül Dana bugün

 


Sana Vermezler

Ötme bülbül ötme sesin kısılır
Bu kızıl gülleri sana vermezler
Mülkiyet hakkı var gelir asılır
Bu kızıl güller sana vermezler

Bülbül meskenini bağa mı kurdun
Öte öte yavrum kendini yordun
Seher vakti görüp kimlere sordun
Bu kızıl gülleri sana vermezler

Ateşim var külüm yoktur bilesin
Senin gibi dilim yoktur bilesin
Kavalım var telim yoktur bilesin
Bu kızıl güller sana vermezler

Ferman Baba düşmüş bülbül derdine
Bülbül hasret kalmış gönül yurduna
Kalk gidelim yüce dağlar ardına
Bu kızıl gülleri sana vermezler
 


Sevdiğim

Keklik gibi kayaların başına
Kona kona geldim sana sevdiğim
Ateş düştü yüreğime döşüme
Yana yana geldim sana sevdiğim

Gönül hasret kalmış kendi yurduna
Ah çekerek düştüm gurbet derdine
Yolum gider karlı dağlar ardına
Dona dona geldim sene sevdiğim

Hasretim sanadır hasretim yurda
Sahipsiz bıraktım ben seni orda
Yanıyor yüreğim sanırsın narda
Yana yana geldim sana sevdiğim

Kimse bilmez Ferman Baba adını
Alamadım bu dünyanın tadını
Çağırdılar bul dediler yadını
Döne döne geldim sana sevdiğim
 


Üstüne

Desturun al deli gönül
Yar geldi bulak üstüne
Koparmış yerde bir sümbül
Gör takmış kulak üstüne

Kendi adem ismi Sinem
Pervane dört yanı dönem
Koy beni derdinle yanam
Savrulsam sulak üstüne

Kaş altında bakar bana
Bakışı dermandır cana
Dedim su getir yanana
Eğildi külek üstüne

Geçerken bana uğradı
Bağrıma ateş doğradı
İşim bu dedi bağladı
Dileği dilek üstüne

Ferman Baba seni gördü
Destur durup selam verdi
Su içti murada erdi
El vurdu bilek üstüne
 


Zamanı Geldi

Ne yatarsın deli gönül
Aşmanın zamanı geldi
Kargun seli gibi hey can
Taşmanın zamanı geldi

Gül yaprağı narin narin
Ol gülün sevdası derin
Bülbülü bağa gönderin
Coşmanın zamanı geldi

Bahar geldi tüm dağlara
Bir figan düştü bağlara
Cemre gibi şol toprağa
Düşmenin zamanı geldi

Haber salın dört bir yana
Haber dönsün gelsin bana
Aşk derdiyle yana yana
Pişmenin zamanı geldi

Cevap ver Ferman Baba’na
Sesin gitmesin yabana
Kara öküzü sabana
Koşmanın zamanı geldi
 


Kara Gözlüm

Hışım gelmiş mor dağların başına
Durmadan yağıyor kar kara gözlüm
Hayran kaldım bu senenin kışına
Geçiyor günlerim zor kara gözlüm

Yedirdim içirdim ne desem yalan
Felek genç ömrümü eyledi talan
Varlık diye benim elimde kalan
Zemheri ayında nar kara gözlüm

Nasıl vazgeçeyim bu şirin canda
Durmadan akıyor ömür bir yanda
Üç gün üç gecedir bu koca handa
Dünya bana oldu dar kara gözlüm

Engel kara çalı olmuş arada
Dileğim emelim varak murada
Sürerim merhemi durmaz yarada
Gel kendi elinle sür kara gözlüm

Ferman Baba yol üstünde taş idim
Gönül dağlarını saran kış idim
Kar yağıyor usul usul üşüdüm
Al beni koynuna sar kara gözlüm

 

 

 

 

  » Ana Sayfa
  » Biyografi
  » Şiirler
  » Türküler
  » Fotoğraflar
  » Linkler
  » İletişim